Muktelip Yargı Kararları

ilehan dedektiflik

Muktelip Yargı Kararları

MUKTELİP YARGI KARARLARI

MADDİ/MANEVİ TAZMİNAT
1) HGK.nun 03.10.1990 gün 275/ 459 sayılı kararında da vurgulandığı üzere hukuk öğretisinde,gerek uygulamada; kişinin yaşam ve sağlığı gibi maddi değerleri ile onur,saygınlık özgürlükleri,özel yaşam gibi manevi değerleri,kişisel değerler olarak kabul edilmektedir.

2) Rize Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/64-44 esas ve karar sayılı davarda,davacı kocanın sadakatsiz olup,tam kusur gerçekleşmiştir.Bu durum,kadının şahsiyet haklarına ağır bir tecavüz tesşil eder.Şartları oluşan manevi tazminatın kabulü gerekirken,reddi doğru bulunmamştır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,9-5 2002 Tarih,2002/5169 Esas,2002/6169 Sayılı Karar)

3) Koca tarafından 11.12.1992 tarihinde açılan boşanma davası,’….davacının başka bir kadınla ilişikisinin olduğunu,eşini dövüp hakaret ettiği,davalının kusuru bir davranışının bulunmadığı anlaşılmıştır…” gerekçesiyle reddedilmiş karar 12.11.1993 tarihinde kesinleşmiştir.
Kocanın bu karardan 3 yıl sonra açtığı boşanma davasın da, ‘barıştırkları’ gerekçesiyle reddedilmiştir.
Eldeki temziye konu edilen boşanma davası ise 3.10.2003 tarihinde açılmıştır.Tarafların ilk boşanma davasının reddedilmesinden sonra biraraya gelip barıştıkları ve evlilik birliğini 3-4 ay karar devam ettirdikleri,ikinci açılan boşanma davasında verilen kararla hükmen belirlendiğine göre biraraya gelip evlilik birliğinin devam ettirilmiş olması,önceki olayların hoşgörüyle karşılandığını gösterir.Bundan sonra da kocanın,kadının kişilik haklarına tecavüz niteliğinde maddi bir hadise bulundurulmaktadır.Bu bakımdan kadın lehine manevi tazminat takdiri usul ve yasaya aykırıdır.
Kocanın manevi tazminat yönünden karar düzeltme talebinin kabulüne,hükmün manevi tazminat yönünden bozulasına karar verilmesi gerekmiştir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,15.2.2005 Tarih, 2005/1024 Esas, 2005/2071 Sayılı Karar)

4) Eşit kusurlu olan eş yararına manevi tazminat takdir edilemez.Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmelidir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi.22.1.2004 Tarih,2004/66 Esas, 2004/ 764 .Sayılı Karar )

5) Davacı koca düğün nedeniyle yapılan masraflar,takılar ve görünmeyen masraflar için maddi tazminat istemiştir.Bu talep Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 maddesi anlamında tazminat niteliğinde olmadığından,boşanma eki niteliğinde değildir.Bu nedenle ayrıca peşin nisbi harca tabidir.(Harçlar Kanunu Md.30-32).Peşin nisbi harç ikmal ettirilmeden ve bu konuda taraflardan deliller sorulup toplanmadan eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 8.4.2004 Tarih,2004/3268 Esas, 2004/4570 Sayılı Karar)

6) Davacının,davalı eşinin yaşamsal önem taşıyan böbrek ameliyetı ile herhangi bir şekilde ilgilenmemesi,kişilik haklarına saldırı niteliğindedir.(Yargıtay 2.Dairesi,2005/9973 Esas,2005/10409 Sayılı Karar)

7) Anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk nafakası talep etmeyen eş,bu karar kesinleştikten sonra artık yoksulluk nafakası talep edemez.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi,22.5.2005 Tarih ve 9674-8731 Sayılı Karar)

8) Anlaşmalı boşanma davasında saklı tutulan nafaka talepleri boşanma kararının kesinleşmesinden sonra talep edilebilir.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, 22.5.2005 Tarih ve 1242-1657 Sayılı Karar)

9) Yeme içme,barınma,ulaşım,eğitim gibi bireylerin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayamayacak düzeyde geliri olmayanlar yoksul sayılmalıdır.
(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, 21.7.2005 Tarihine 7985-8310 Sayılı Karar )

10) Tarafların sosyal ve ekonomil durumlarındaki değişiklik nedeniyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilebilmesi için leyhine yoksulluk nafakasına hükmedilen eşin yoksulluğunun ortadan kalkıp kalkmadığı araştrılmalıdır.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, 27.5.2002 Tarih ve 3921-5942 Sayılı Karar)

11) Yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilebilmesi için,boşanma tarhindeki lehine yoksulluk nafakası bağlanan tarafın mameleki gelir durumu ile nafakanın kaldırılması davasının açıldığı tarihteki durum arasında lehine bir farklılığın bulunduğu kanıtlanmalıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,3.6.2002. Tarih, 2002/66665 Esas,2002/7412 Sayılı Karar).

12) Tarafların eşit kusurlu olmaları halinde diğer şartlarında oluşması halinde talep eden eş için yoksulluk nafakası ödenmesi gerekir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,26.2.2004 Tarih ve 1161-2344 Sayılı Karar)

13) Ev hanımı olan kadının geliri ve mal varlığının bulunması halinde gelir ve mal varlığının onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının araştırılması gerekir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,28.9.2004 Tarih ve 7657-10780 Sayılı Karar)

14) Çocuğun ergin olacağı tarihe kadar her zaman iştirak nafakası istenebilir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,26.4.2004 Tarih ve 4671-5292 Sayılı Karar)

15) Boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 16.2.2004 Tarih ve 956-1668 Sayılı Karar)

16) Velayeti anneye bırakılan müşterek çocuklar için iştirak nafakası takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,31.3.2003 Tarih ,2003/1157 Esas, 2003/4467 Sayılı Karar)

17) Velayet çocuğun reşit olması ile kendiliğinden sonra ereceğinden,reşit olan çocuğun eğitimine devam etmesi istisnası dışında iştirak nafakası da bu tarihte kendiliğinden sona erer.İştiraf nafakası ancak boşanma kararının kesinleşmesi ile başlayan bir nafaka çeşididir,öncesi tedbir nafakasıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,7.7.2004 Tarih ve 7813-9094 Sayılı Karar)

18) Tedbir nafakası her an doğup işleyen alacak niteliğindedir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,30.1.9094 Sayılı Karar)

19) HUMK’nun 240.maddesine göre,kural olarak hakim sunulan delilleri serbestçe takdir eder.Somut olayda davacı eş,davalı kocasının alkol müptelası olduğunu,devamlı alkol alıp kendisini dövdüğünü,ailesiyle ilgilenmediğini,bunun sonucu müşterek çocuğunu da yanıma alarak annesinin evine sığındığını,ayrı yaşama hakkı bulunduğunu iddia ederek,kendisi ve müşterek çocukları G.için tedbir nafakası istemiş,iddasını ıspatlamak için tanıklarını bildirmiştir.Mahkemece;davacı tanıklarının,davacının akrabaları olduğu ve tarafların bulunduğu mahalden başka bir ilde oturmaları sebebiyle iddia olunan olaylarla ile ilgili görgüyle dayalı bilgileri bulunmadığı,davalı tanığının ise tarafların komşusu olduğu,görgüye dayalı bilgilerinin olduğu,beyanlarının daha samimi olduğundan bahşsle davalı tanıgının beyanı esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı tanıklarının akraba olup olmaması,taraflarla aynı mahalde oturup oturmamaları,tarafsızlıklarına ve olayları görüp bilmelerine engel olmadığı gibi iddaları doğrulayan davacı tanıklarının beyanı,davacı tarafından da herhangi bir itiraza uğramamıştır.Hükme esas alınan davalı tanığı K.beyanında,’…. davalının ara sıra alkol kullandığını” beyan etmiş,

diğer davalı tanığı L.ise beyanında,”….. davacı E.bize gelerek davalıdan yakındı,kendi kendine müşterek haneden ayrılıp gittiğini bilahare duydum,daha önce bir kez daha gitmişti,iki ay durdu tekrardan müşterek haneye geri döndü” diyerek her iki davalı tanığı da,davacının ve davalı tanıklarının iddia ve beyanlarını doğrular nitelikte beyanda bulundurkları da dikkate alınarak,davacının ayrı yaşamada haklı olduğu hususu sabit olduğu halde yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir. ( Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, 6.2.2006 Tarih, 2006/ 95 Esas, 2006/504 Sayılı Karar)

20) Somut olayda,davalı kadına 24.4.2002 tarihinden geçerli olarak aylık 50.000.000.TL yoksulluk nafakası verilmiş, bu tarihten çok önce ( 24.9.2000) ölen babasından intikal eden aylık 194.593.622 TL yetim maaşı almaya başlamıştır.Dolayısı ile boşanma ile birlikte davalının bu maaştan yararlanacağı bilinerek yoksulluk nafakasına hükmedildiği gibi,dul ve yetim maaşının miktarı itibariyle yoksulluğu ortadan kaldırmadığı (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.2.2001 gün, 2-162 E,185 K.Sayılı ilaminda da kabul edilmiş olup)böylece istemin reddi gerekirken delillerin yanılgılı şeklide değerlindirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi,9.3.2004 Tarih, 2004/1827 Esas,2004/1802 Sayılı Karar)

21) Medeni Kanun’nun 144.maddesinde ifadesi bulunan yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için miktarı da gösterilerek açıkça istenilmesi zorunludur.Son duruşmalarda yoksulluk nafakası istendiğinden söz etmiş ise de miktarı belirtilmediğinden,kanuna göre uygun bir isteğin varlığından söz edilemez.Mahkeme istek olmadan bu konuda karar veremez.
HUMK.nun 75.maddesi uyarınca hakim,iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebebini hatırlatacak hallerde bulunamaz.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,3.5.2001 Esas,2001/6977 Sayılı Karar)

22) Anlaşarak boşanma halinde yoksulluk nafakası isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanı,boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyeceğini gösterir ve kendisi bağlar.(HUMK.236)
Bu hal dikkate alınmadan davacı için yoksulluk nafakası tayini doğru bulunmamıştır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,11.2.2002 Tarih,2002/1104 Esas,2002/1667 Sayılı Karar)

23) Toplanan delillere göre davacı-davalı kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılmıştır.Davacı-davalı kocanın vedeni ve fikri kabiliyetine göre çalışmıyor,gelir de temin etmiyorsa sonuçlarına katlanmak zorundadır.Kadın yararına uygun miktar yoksulluk nafakası takdiri gerekirken bu nafakanın verilmemesi doğru olmamıştır.(Yargıyat 2.Hukuk Dairesi,15.6.2005 Tarih,2005/6970 Esas,2005/9240 Sayılı Karar)

24) Aldığı nafaka miktarı ile,çalışarak elde ettiği adgari ücret miktarı toplamı ise,onu, yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir.Zira yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomil durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek tadir edilmelidir.Yoksulluk nafakası,ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.Onun içindir ki bilimsel öğretide; ”Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün,evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğindendir”denir.(Akıntürk,Turgut;Aile Hukuku,2.Cilt.İst.2002.Sh 294)
….asgari ücret kişiyi yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,28.2.2007.Tarih,2007/3-84 Esas,2007/95 Sayılı Karar)
>>>#VELAYET
25) Bedeni,fikri,ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde ciddi,inandırıcı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı ispat edilemediği müddetçe,ana bakım ve şefkatine muhtaç yaştaki küçüğün velayetini kullanma yetkisi anaya verilmelidir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,18.3.2003 Tarih,ve 2696-3752 Sayılı Karar)

 

26) Velayet hakkı kendisine verilen eşin,kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi velayetin değiştirilmesine neden olur.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,4.4.2002 Tarih ve 3930-4731 Sayılı Karar)

27 ) Evlilik biriliği olmaksızın dünyaya gelen çocuğun velayetinin çocuğu doğuran anaya ait olduğunu ve velayet kendisinden alınmasını gerektiren bir olayın varlığı ıspatlanmadığı müddetçe velayet kaldırılmasına karar verilemez.(Yargıyat 2.Hukuk Dairesi, 21.11.2002 Tarih, ve 11686-12853 Sayılı Karar )

28) Velayetin düzenlenmesinde çocuğun mendaati eşlerin menfaatlerinden daha üstün tutulmalı ve çocuğun yeterince vakit ayıramayan eşe velayet tevdii edilmemmelidir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,6.5.2003 Tarih ve 3684-6706 Sayılı Karar)

29) Boşanma sonucu velayet kendisine verilmiş olan ana veya babanın ölümü halinde velayet doğrudan sağ kalan eşe geçmeyerek,öncelikle küçüğe vasi atanması yoluna gidilmelidir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 7.4.2003 Tarih ve 3931-4938 Sayılı Karar )

30) 1997 doğumlu Esma il 1995 Aslıhan baba yanındadırlar,Küçüklerin alıştıkları ortamdan ve kardeşlerin birbirinden ayrılması,bedeni ve fikri gelişmelerine olumluz etki yapacaktır.Küçükler de baba yanında kalmak istemektedirler.Bu husus düşünülmeden 1997 doğumlu Esma’nın babaya bırakılması gerekirken anneye bırakılması doğru bulunmamıştır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,18.10.2005 Tarih ve 8391-14409 Sayılı Karar)

31) Velayet düzenlenirken yeterli idrake sahip olan küçüğün de görüşü alınmalıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 2005/4125 Esas, 2005/ 6578 Sayılı Karar)

32) Nafakaya hükmedilmesi için davacının ayrı yaşamkta haklı olduğunun kanıtlanması gerekir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 2004/491 Esas, 2004/ 2097 Sayılı Karar)

33) Davalı geceleri de çalışması nedeniyle küçükle yeteri kadar ilgilenememiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 183.maddesi koşulları oluştuğundan küçüğün velayet hakkının değiştirilmesi ve davacıya verilmesi gerekirken,davanın yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,3.2.2003 Tarih, 2003/114 Esas,2003/1441 Sayılı Karar)

34) Velayeti anneye verilen müşterek çocuk Ladin 1996 doğumludur.Öğrenimçağındadır.Ayın her haftasının Cuma,Cumartesi ve Pazar günleri baba yanında geçirmesi,onun fikri ve bedeni gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi,annenin velayet görevini de yerine getirmesini engelleyecek niteliktedir.Düzenlenen ilişki çoktur.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,25.3.2004 Tarih,2004/2695 Esas,2004/3758 Sayılı Karar)

35) Türk Medeni Kanunu’nun 336/3 maddesine göre ”velayet,ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana,….aittir.’ Baba vefat ettiğinden velayet anne Ayten Ü.’dedir.
Şu halde Nejat Ü.aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerekir.(Yargıyat 2.Hukuk Dairesi, 15.3.2004 Tarih, 2004/ 2344 Esas,2004/3191 Sayılı Karar)

36) Davacının kardeşi Muzaffer ile davalı Mukaddes,31.12.1992’de boşanmış,1992 doğumlu küçük Mehmet’in velayeti anneye verilmiş,Muzaffer daha sonra 2001’de ölmüştür.Toplanan delillerden ; 1993’ten (onbir yıldan)beri küçük Mehmet’in Serdal isimli üçüncü bir kişinin yanında kaldığı,bakım ve eğitiminin onun tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır.Bu durum annenin velayet görevini kullanmada ağır ihtimalinin bulunduğunu (savsakladığını)göstermektedir.Velayet anneden alınmalıdır.( Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,14.6.2004 Tarih,2004/6832 Esas,2004/7827 Sayılı Karar)

37) Sadece ekonomik olarak gözönüne alınarak velayet yapılamaz.Velayet düzemlemesinde asıl olan çocuğun güvenliği ve menfaatidir.Kardeşlerin birbirinden ayrılması,onların ruhsal açıdan gelişmelerini engelleyeceği niteliktedir.1998 doğumlu Efehan’nın velayet hakkının anneye verilmesi gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,31.5.2006 Tarih, 2006/1921 Esas, 2006 / 8566 Sayılı Karar)

38) Tarafaların müşterek çocuğu Yağmur,1990 doğumlu olup,15 yaşındadır.Kız çocuğudur ve dava süresinde babasıyla beraber babaannesinin yanında kaldığı anlaşılmaktadır.Davalı babanın alkol bağımlısı olduğu,bu yüzden AMATEM’de iki kez yatarak tedavi gördüğü,annenin ise evli bir erkekle beraber yaşamaya başladığı toplanan delillerle sabittir.Çocuk, görüşlerinin açıklama oldunluğuna sahiptir.Bu bakımdan çocuğun dinlenmesi ve görüşünün alınması,gerekli deliller birlikte değerlendirilirek hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken,eksik araştırma ve inceleme ile velayet ilgili hüküm kurulması doğru görülmemiştir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,8.11.2005 Tarih, 2005/12496 Esas, 2005/ 15273 Sayılı Karar)

39) Küçüğün okula kayıt tarihi ile öğrenim durumunun kayıtlı olduğu okuldan sorulup tetkik edilmeden karar verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 6.3.2003 Tarih, 2003/1779 Esas, 2003/2976 Sayılı Karar)

 

>>>MAL PAYLAŞIMI

40) Kocanın ziynet eşyaları,yönünden temyizine gelince;Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.(M.K.B) Ancak iddialar karşılaştığında kimin ispat yükü altında bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır.Bunun için gerek ilmi,gerekse kazai içtihalarda birtakım ölçülere yer verilmiştir.
Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, isptat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ( Prof.Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968, sh.372 vb.)
İleri sürdüğü bir olaydan lehine haklar çıkaran kimse,iddia ettiği olayları ispat etmelidir.(Prof Saim Üstündağ,Age ,1973,Sh.397).
İspat yükü,daha kolay başarana düşer(Prof.Saim Üstündağ,Age,Federal Mahkeme Kararına atfen).Davacı ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş,davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur.Hayat deneylerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması yada evde saklanmış muhafaza edilmiş bulunmasıdır.Diğer bir deyimle,bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer.
Diğer taraftan söz konusu eşya varlığını,evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu,evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Olayda kadın,dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı ede edemediğini ispat edememiştir.Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 1999/11072 Esas, 1999/13690 Sayılı Karar)

41) Evlenme sırasında kadına hediye edilen ziynet eşyaları kadına aittir.Boşanma halinde geri verme yükümlülüğü yoktur.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 21.7.2003 Tarih, 2003/ 10498 Esas, 2003/ 770 Sayılı Karar)

 

 

 

>>>> AİLE KONUTU
42) Eşlerden biri, diğer eşin rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesi fesh edemez,aile konutunun devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.(M.K.194/1). ( Yargıtay 2.Hukuk Dairesi , 20.12.2004 Tarih, 2004/ 21730 Esas, 2004/26253 Sayılı Karar)

43) Eşler arasındaki mal rejiminin,eşin taşınmazı edinme sebebi veya edinme tarihi aile konutu şerhi verilmesine engel teşkil etmez.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi,22.3.2005 Tarih,2005/1615 Esas, 2005/ 4471 Sayılı Karar )

 

ÖNEMLİ HATIRLATMALAR
>>>> Kendisine maddi tazminat veya nafaka verilmiş eşin;
– Yoksulluktan kurtulması,
– Haysiyetsiz hayat sürmesi,
– Resmi nikahsız olarak, fiilen karı-koca gibi yaşaması
– Yeniden evlenmesi,
– Tarafların birinin ölmesi,
halinde,tazminat ve nafaka kesilir.

>>>> Asgari ücret, dul-yeti maaşı,vb.tek başına yoksulluğu kaldırmaz.
>>>> Durumuna göre kocaya da nafaka bağlanabilir.
>>>> Nafaka bağlanması için kusurun diğer eşten daha az olması gerekir.
>>>> Velayatler, haysiyetsiz yaşam sürmüyor ve çocuğa zaman ayırmıyorsa,genelde anneye verilir.Baba çocuğa nafaka öder.
>>>> Olayları açıklamak ( ispatlamak) taraflara, hukuki niteliklendirmesini yapmak ise hakime aittir.(HUMK.Md.76).Siz, her iddianızı ya delil daya tanıkla ispatlamak zorundasınız.
Bunun için her türlü yasal yolu deneme hakkınız vardır.

 

 

Yazar hakkında

han dedektiflik administrator